|
|
|
|
|
| 91. |
"Ey Şu'ayb, biz senin söylediklerinin
çoğunu iyi anlamıyoruz ve aramızda seni gerçekten güçsüz
buluyoruz. Eğer senin yakınlarından beş on kişi
olmasaydı, kesinlikle seni taşlayarak öldürürdük. Senin
bizim için hiçbir önemin yok!" dediler |
|
|
|
|
|
| 92. |
Şu'ayb: "Ey kavmim, benim
yakınlarım sizin için Allah'tan daha mı önemli ki,
onu arkanıza atıp unuttunuz? Bilin ki, Rabbim bütün yaptıklarınızı
kuşatmıştır. |
|
|
|
|
|
| 93. |
Ey kavmim, bütün gücünüzle yapacağınızı
yapın, ben görevimi yapıyorum. İleride kendisini rüsvay
edecek azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu
anlayacaksınız! Bekleyin, ben de sizinle birlikte bekliyorum!"
dedi. |
|
|
|
|
|
| 94. |
Emrimiz geldjğinde Şu'ayb'ı
ve beraberinde iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık.
O zulmedenleri ise dehşet verici bir ses yakaladı ve yurtlarında
çöküp kaldılar. |
|
|
|
|
|
| 95. |
Sanki orada şenlik kurmamışlardı.
Bak işte Semud defolup gittiği gibi Medyen de defolup gitti. |
|
|
|
|
|
| 96. |
Ululuğuma andolsun ki, Musa'yı
da ayetlerimizle ve açık bir delil ile gönderdik. |
|
|
|
|
|
| 97. |
Firavun'a ve onun ileri gelenlerine;
onlar, Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri akıllıca
değildir. |
|
|
|
|
|
| 98. |
Kıyamet gününde kavminin önüne
düşecek ve onları suya götürür gibi ateşe götürecektir.
O varılan yer de ne fena maslaktır! |
|
|
|
|
|
| 99. |
Hem burada hem de kıyamet gününde
arkalarından bir lanetle takip edildiler. Bu yapılan destek
ne fena destektir! |
|
|
|
|
|
| 100. |
İşte bu, medeniyetlerin sana
anlattığımız önemli haberlerindendir. Onlardan
kalan da var, biçilip yerle bir edilen de var. |
|
|
|
|
|
|
101. |
Biz, onlara zulmetmedik, fakat onlar
kendilerine zulmettiler; Allah'tan başka taptıkları
tanrıları, Rabbinin emri geldiği zaman kendilerine
hiçbir yarar sağlamadı ve hasarlarım artırmaktan
başka hiçbir işe yaramadı. |
|
|
|
|
|
| 102. |
İşte Rabbin, zulmetmekte
olan medeniyetleri çarptığı zaman böyle çarpar; çünkü
O'nun cezası çok acı, çok çetindir! |
|
|
|
|
|
| 103. |
Gerçekten bunda, ahiret azabından
korkanlar için kesin bir ibret vardır. O, tüm insanların
kendisi için toplanacağı bir gündür; mutlaka görülecek bir
gündür. |
|
|
|
|
|
|
104. |
Biz, onu ancak belirli bir süre için
geciktiriyoruz. |
|
|
|
|
|
|
105. |
Onun geleceği günde hiçbir kimse,
Allah'ın izni olmadan konuşamayacaktır. Artık
onlardan kimi mutsuz, kimi mutludur. |
|
|
|
|
|
| 106. |
Mutsuzlar, ateşdedirler; çok feci
bir soluyuşları ve hıçkırıkları vardır
orada. |
|
|
|
|
|
| 107. |
Onlar orada gökler ve yer durdukça
sürekli kalacaklardır. Ancak Rabbin dilediği süre başka;
çünkü Rabbin, dilediğini yapandır. |
|
|
|
|
|
| 108. |
Ama mutlu olanlar cennetdedirler, Rabbinin
dilediği süreden başka, gökler ve yer durdukça onlar orada
ebedi kalacaklardır; kesintisiz bir lütuf olmak üzere. |
|
|
|
|
|
| 109. |
O halde sakın şunların
ibadet edişlerinden şüpheye düşme! Onlar, yalnızca
önceden atalarının taptıkları gibi tapıyorlar.
Biz de mutlaka nasiplerini kendilerine tamamiyle vereceğiz. |
|
|
|
|
|
| 110. |
Andolsun ki, Musa' ya kitabı verdik
de onda anlaşmazlığa düşüldü. Rabbinden önceden
verilmiş bir söz olmasaydı, kesinlikle aralarında hüküm
verilmiş, bitmiş olurdu. Onlar ise bundan kuşkulu bir
şüphe içindedirler. |
|
|
|
|
|
|
111. |
Gerçekten her biri öyle kimselerdi
ki, Rabbin onlara yaptıklarının karşılığını
mutlaka ödeyecektir. Çünkü O, bütün yaptıklarından haberdardır. |
|
|
|
|
|
|
112. |
Onun için emrolunduğun gibi doğruluk
et; sen ve beraberinde tevbe edenler de böyle olsun ve aşın
gitmeyin! Çünkü O, bütün yaptıklarınızı görür. |
|
|
|
|
|
| 113. |
Ve zulmedenlere meyi etmeyin; yoksa
size ateş dokunur. Allah'tan başka kayıranlarınız
da yoktur;sonra kurtulamazsınız. |
|
|
|
|
|
|
114. |
Gündüzün iki tarafında ve gecenin
gündüze yakın saatlerinde namaz kıl! Çünkü iyilikler, kötülükleri
giderir. Bu, algılaması olanlara bir öğüttür. |
|
|
|
|
|
|
115. |
Ve sabret, çünkü Allah iyi davrananların
mükafatım ziyan etmez. |
|
|
|
|
|
|
116. |
Şimdi sizden önceki devirlerden
yeryüzünde bozgunculuğu yasaklayan faziletli kimseler bulunmalıydı.
Ancak onlardan, yalnızca kurtardığımız pek
az kimselerden başka yok. Zulmedenler ise kendisi ile şımartıldıkları
refahın ardına düştüler ve hep suçlu oldular. |
|
|
|
|
|
|
117. |
Rabbin ahalisi iyi gidişatlı
olan o memleketleri haksızlık yapacak helak edecek değildi
ya! |
|
|
|
|
|
|
118. |
Rabbin dileseydi, kesinlikle bütün
insanları bir tek ümmet yapardı. Oysa ihtilaf edip duracaklardır. |
|
|
|
|
|
|
119. |
Ancak Rabbinin rahmeti ile bağışladığı
kimseler başka. Zaten onları bunun için yaranı ve Rabbinin:
"Andolsun ki, cehennemi tamamen cinlerden ve insanlardan dolduracağım!"
sözü tamamen yerine geldi. |
|
|
|
|
|
| 120. |
Peygamberlerin haberlerinden kabini
kuvvetlendireceğimiz her türlüsünü sana anlatıyoruz. Bu
sürede de sana gerçek, mü'minlere bir öğüt ve uyarı geldi. |
|
|
|