|
|
|
|
|
|
61. |
Şayet
Allah insanları zulümleri ile cezalandırsaydı, yeryüzünde
bir tek deprenen canlı bırakmazdı, fakat onları
belirli bir süreye kadar erteler. Süre sonu geldiğinde ise ne
bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler. |
|
|
|
|
|
|
62. |
Onlar,
kendilerinin hoşlanmayacakları şeyleri Allah'a isnat
ediyorlar, dilleri de en güzel akıbetin kendilerinin olduğuna
ait yalan söylüyor. Doğrusu, onların hakkı sadece ateştir
ve onlar en önde gidecekler o ateşe! |
|
|
|
|
|
|
63. |
Allah'a
andolsun ki, senden önce birçok ümmetlere peygamberler gönderdik,
ne var ki, şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterdi.
Bugün de onların dostudur. Onlar için acı bir azap vardır. |
|
|
|
|
|
|
64. |
Biz,
sana bu kitabı, yalnızca onlara ihtilaf ettikleri şeyi
açıklayasın ve iman edeceklere bir hidayet ve rahmet olsun
diye indirdik. |
|
|
|
|
|
|
65. |
Allah
gökten bir su indirdi de onunla yeri ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz
ki, bunda dinleyecek bir topluluk için bir ibret vardır. |
|
|
|
|
|
| 66. |
Gerçekten
size sağmal hayvanlarda da bir ibret vardır. Biz, size onların
kanlarındaki fışkı ile kan arasından, lezzetli
ve içenlerin boğazlarından kolayca kayıp giden halis
bir süt içiliyoruz. |
|
|
|
|
|
|
67. |
Hurma
ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden de hem içki, hem
de güzel bir yiyecek çıkarırsınız. Şüphesiz
ki, bunda aklını kullanan bir topluluk için kesin bir ibret
vardır. |
|
|
|
|
|
|
68. |
Rabbin
bal arısına da şöyle vahyetti: "Dağlardan,
ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan göz
göz evler edin! |
|
|
|
|
|
| 69. |
Sonra
bütün meyvelerden ye ve Rabbinin kolay kıldığı
yollara koy." İçlerinden çeşitli renklerde bir içecek
çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz
ki, bunda düşünen bir topluluk için büyük bir ibret vardır. |
|
|
|
|
|
| 70. |
Sizi,
Allah yarattı, sonra O, sizi öldürür; içinizden kimi de bildiklerinden
hiçbir şey bilmez olsun diye, ömrünün en kötü çağma kadar
yaşatılır. Şüphesiz ki, Allah herşeyi bilendir,
her şeye gücü yetendir. |
|
|
|
|
|
|
71. |
Allah,
rızık bakımından kiminizi kiminize üstün kıldı.
Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere
vermiyorlar ki, eşit olsunlar. Şimdi Allah'ın nimetini
inkar mı ediyorlar? |
|
|
|
|
|
|
72. |
Allah
sizlere kendi cinsinizden eşler yarattı. Eşlerinizden
oğullar ve torunlar verdi ve sizi hoş hoş nimetlerle
rızıklandırdı. Onlar, şimdi batıla inanıp
da Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar? |
|
|
|
|
|
| 73. |
Allah'ı
bırakıp da göklerden ve yerden kendilerine verecek hiçbir
rızka sahip olmayan ve olma ihtimali bulunmayan şeylere
tapıyorlar. |
|
|
|
|
|
|
74. |
Artık
Allah'a temsiller yapmağa kalkmayın. Çünkü Allah bilir,
siz bilemezsiniz. |
|
|
|
|
|
|
75. |
Allah
şunu mİsal getirdi: Bir yanda hiçbir şeye gücü yetmeyen
bir köle, diğer yanda tarafımızdan güzel bir rızık
verdiğimiz, ondan gizli, açık olarak harcayan hür bir insan,
bunlar hiç eşit olur mu? Bütün hamd, Allah'a mahsustur, fakat
çokları bilmezler. |
|
|
|
|
|
|
76. |
Allah
şunu da bir örnek veriyor: Birisi hiçbir şeye gücü yetmeyen,
efendisine sadece bir ağırlık olan ve ne tarata gönderilse
hiçbir işe yaramayan bir dilsizdir. Bu dilsiz hiç adaletle emreden
ve doğru bir yolda giden kimse ile eşit olabilir mi? |
|
|
|
|
|
| 77. |
Bütün
göklerin ve yerin sırrını bilmek de Allah'a mahsustur.
Kıyamet olayı da yalnız bir göz kırpması
gibi veya daha yakındır. Şüphe yok ki, Allah, herşeye
gücü yetendir. |
|
|
|
|
|
|
78. |
Allah,
sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmediğiniz
bir halde çıkardı. Öyle iken size, işitme, gözler ve
kalpler verdi ki, şükredesiniz. |
|
|
|
|
|
| 79. |
Gök
yüzünün boşluğunda Allah'ın emrine boyun eğdirilerek
uçuşan kuşları görmediler mi? Onları boşlukta
tutan Allah'tır ancak. Şüphesiz, bunda iman edecek bir topluluk
için birçok deliller vardır. |
|
|
|
|
|
| 80. |
Allah
size evlerinizden bir huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların
derilerinden gerek yolculuk sırasında, gerekse konup yerleştiğiniz
günlerde kolayca taşıyabileceğiniz barınaklar
ve yünlerinden, yapağılarından, kıllarından
da bir süreye kadar kullanacağınız, giyim, ev eşyası
ve ticaret malı yarattı. |
|
|
|
|
|
|
81. |
Allah,
yarattığı şeylerden sizin için gölgeler yaptı;
size dağlardan siperler yaptı; sizi sıcaktan koruyacak
elbiseler ve sizi savaşta koruyacak giysiler yaptı. Böylece
O, samimi müslüman olasınız diye, üzerinizde olan nimetin!
tamamlayacaktır. |
|
|
|
|
|
|
82. |
Buna
karşı eğer yüz çevirirlerse, artık senin üzerine
düşen ancak açık tebliğdir. |
|
|
|
|
|
| 83. |
Allah'ın
nimetini tanırlar, sonra da onu inkar ederler. Çoğu kafir
kimselerdir. |
|
|
|
|
|
|
84. |
Bir
gün gelecek, her ümmetten bir şahit getireceğiz, sonra o
küfredenlere ne izin verilecek ne de özürleri kabul edilecektir. |
|
|
|
|
|
|
85. |
O
zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık ne azaptan hafifletilecek,
nede kendilerine mühlet verilecek |
|
|
|
|
|
|
86. |
Allah'a
ortak koşanlar, ortaklarım gördüklerinde: "Ey Rabbimiz,
işte bunlar, seni bırakıp da kendilerine taptığımız
ortaklarımızdır." diyecekler. Onlar da kendilerine:
"Siz kesinlikle, yalancılarsınız!" sözünü
fırlatacaklardır. |
|
|
|
|
|
|
87. |
Ve
o gün Allah'a teslimiyet göstermişler, bütün uydurdukları
ortaklar kendilerini bırakarak kaybolup gitmişlerdir. |
|
|
|
|
|
|
88. |
Hem
küfretmiş hem de Allah yolundan çevirmiş olanlar, diğerlerini
de bozduktan için, onlara azap üstüne bir azap daha artırdık. |
|
|
|
|
|
|
89. |
Hele
her ümmet içinde kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğimiz
seni de onların üzerine şahit getirdiğimiz gün!.. Bu
Kitabı sana, herşeyi beliğ bir şekilde açıklamak;
hem bir hidayet kanunu, hem bir rahmet, hem de müslümanlara müjde
olmak üzere ceste ceste indirdik. |
|
|
|
|
|
| 90. |
Haberiniz
olsun ki Allah, size adaleti, iyi davranmayı ve yakınlara
yardımda bulunmayı emrediyor; hayasızlığı,
fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor;
dinleyip anlayıp futasınız diye size öğüt veriyor. |
|
|
|