|
|
|
|
|
|
61. |
Bunun
üzerine ikisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında
balıklarını unuttular. O zaman balık denizde bir
deliğe doğru yolunu tutmuştu. |
|
|
|
|
|
|
62. |
Bu
şekilde geçtikleri zaman genç hizmetçisine: "Getir kuşluk
yemeğimizi; gerçekten biz bu yolculuğumuzda yorulduk."
dedi. |
|
|
|
|
|
|
63. |
Genç:
"Gördün mü dedi kayaya sığındığımız
vakit doğrusu ben balığı unuttum; onu hatırlamamı
muhakkak şeytan unutturdu. O şaşılacak bir şekilde
denizdeki yolunu tutmuştur." |
|
|
|
|
|
|
64. |
Musa
da dedi ki: "İşte aradığımız oydu!"
Bunun üzerine izlerini takip ederek gerisin geri döndüler; |
|
|
|
|
|
|
65. |
derken
kullarımızdan bir kul buldular ki, Biz ona katımızdan
bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. |
|
|
|
|
|
| 66. |
Musa
ona: "Sana öğretilen ilimden bana da öğretmen şartıyla
sana tabi olabilir miyim" dedi. |
|
|
|
|
|
|
67. |
O:
"Doğrusu sen benimle beraber olmaya sabredemezsin. |
|
|
|
|
|
|
68. |
Havsalanın
almadığı şeye nasıl sabredeceksin!"
dedi. |
|
|
|
|
|
| 69. |
Musa:
"İnşallah beni sabırlı bulacaksın ve
senin hiçbir işine karşı gelmem." dedi. |
|
|
|
|
|
| 70. |
O:
"0 halde eğer bana uyacaksan, bana hiçbir şey hakkında
soru sorma, ta ki ben sana ondan söz açıncaya kadar." |
|
|
|
|
|
|
71. |
Bunun
üzerine ikisi beraber gittiler; nihayet gemiye bindiklerinde tuttu
gemiyi yaraladı. Musa:"A, içindekileri boğmak için
mi yaraladın onu? Doğrusu kötü bir şey yaptın!"
dedi. |
|
|
|
|
|
|
72. |
O:
"Demedim mi ki sen benimle beraber olmaya sabredemezsin?"
dedi. |
|
|
|
|
|
| 73. |
Musa:
"Unuttuğum şeyle beni suçlama ve bu işimden dolayı
bana güçlük çıkarma!" dedi. |
|
|
|
|
|
|
74. |
Yine
gittiler nihayet bir oğlana rastgeldiler; tuttu onu öldürüverdi.
Musa: "Bir can karşılığı olmaksızın
masum bir cana mı kıydın? Doğrusu çok kötü birşey
yaptın!" dedi. |
|
|
|
|
|
|
75. |
"Doğrusu
sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?" dedi. |
|
|
|
|
|
|
76. |
Musa:
"Eğer bundan sonra sana birşey sorarsam, artık
benimle arkadaşlık etme! Doğrusu tarafımdan beyan
edilecek son özre erdin. |
|
|
|
|
|
| 77. |
Bunun
üzerine yine gittiler. Nihayet bir köy halkına varınca onlardan
yemek istediler. Ancak onlar, kendilerini mİsafir etmekten kaçındılar.
Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, tutup
onu doğrulttu. Musa: "İsteseydin bunun karşılığında
mutlaka bir ücret alırdın" dedi. |
|
|
|
|
|
|
78. |
O:
"İşte bu, seninle benim ayrılmamız olacak!
Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin iç yüzünü haber
vereyim. |
|
|
|
|
|
| 79. |
Önce
gemi, denizde çalışan birtakım zavallılarındı.
Ben onu kusurlu hale getirmek istedim; çünkü ötelerinde bütün sağlam
gemileri gaspedip alan bir hükümdar vardı. |
|
|
|
|
|
| 80. |
Oğlana
gelince, anne-babası mümin kimselerdi. Onun bunları azgınlık
ve küfür ile sarmasından korktuk. |
|
|
|
|
|
|
81. |
İstedik
ki, Rableri onun yerine kendilerine temizlikçe daha hayırlı
ve merhamet bakımından daha yakınını versin. |
|
|
|
|
|
|
82. |
Gelelim
duvara; o,şehirde iki yetim oğlanındı, altında
onlar için saklanmış bir define vardı ve babaları
iyi bir zat idi. Onun için Rabbin onların erginlik çağına
ermelerini, definelerini çıkarmalarını diledi. Bütün
bunlar, Rabbinden bir rahmet olmak üzeredir ve ben hiçbirini kendi
görüşümle yapmadım. İşte senin sabredemediğin
şeylerin açıklaması!" dedi. |
|
|
|
|
|
| 83. |
Bir
de sana Zulkarneyn'den soruyorlar. Dedi: "Size ondan bir hatıra
okuyacağım." |
|
|
|
|
|
|
84. |
Biz
onun için yeryüzünde bir iktidar hazırladık ve ona ulaşmak
istediği şeyden bir sebep verdik. |
|
|
|
|
|
|
85. |
Derken
o bir sebebi izledi. |
|
|
|
|
|
|
86. |
Güneşin
battığı yere vardığında onu, balçıklı
bir kaynakta batıyor buldu. Ayrıca onun yanında bir
kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zulkarneyn, ya onları cezalandırırsın
veya haklarında bir güzel muamelede bulunursun." |
|
|
|
|
|
|
87. |
O
şöyle dedi: "Her kim haksızlık ederse, onu muhakkak
cezalandırırız, sonra Rabbine iade edilir ve O da onu
görülmedik bir azaba çeker. |
|
|
|
|
|
|
88. |
Ancak
her kim de iman edip iyi bir iş yaparsa, buna da mükafat olarak
en güzel akibet vardır ve ona emrimizin kolayını söyleriz. |
|
|
|
|
|
|
89. |
Sonra
yine bir sebebi takip etti. |
|
|
|
|
|
| 90. |
Nihayet
güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin
kendilerini ondan koruyacak bir siper yapmadığımız
bir kavim üzerine doğmakta olduğunu gördü. |
|
|
|