|
|
|
|
|
|
61. |
Ve
bir vakit: "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız,
artık bizim için rabbine dua et, bize yerin yetiştirdiği
şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarımsağından,
mercimeğinden, soğanından çıkarsın."
dediniz. (O da):
"O üstün olanı daha aşağı olanla değişmek
mi istiyorsunuz? Bir kasabaya inin, o vakit size istediğiniz
olacaktır." dedi. Üzerlerine de zillet ve meskenet damgası
basıldı ve sonunda Allah'tan bir gazaba uğradılar.
Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar ve
haksız olarak peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu,
çünkü isyana daldılar ve aşırı gidiyorlardı. |
|
|
|
|
|
|
62. |
Şüphe
yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve Sabiiler; bunlardan
her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve iyi bir amel
işlerse, elbette bunların Rableri yanında mükafatları
vardır. Bunlara bir korku yoktur ve bunlar mahzun da olmayacaklardır. |
|
|
|
|
|
|
63. |
Bir
vakit de sizden söz almıştık ve Tur'u üstünüze kaldırıp
demiştik ki: "Verdiğimiz Kitab'a sımsıkı
sarılın ve içindekilerden gafil olmayın ki, günahtan
sakınmış olasınız." |
|
|
|
|
|
|
64. |
Sonra
onun arkasından yine yüz çevirdiniz. Eğer üzerinizde Allah'ın
lütuf ve rahmeti olmasaydı her halde zarara uğrayanlardan
olurdunuz. |
|
|
|
|
|
|
65. |
İçinizden
cumartesi istirahat günü yasağını çiğneyenleri
elbette bilirsiniz. Biz onlara: "Sefil maymunlar olun!"
dedik. |
|
|
|
|
|
| 66. |
Ve
bu cezayı önündekilere ve sonrakilere bir ibret dersi ve korunacaklara
da bir öğüt ve nasihat yaptık |
|
|
|
|
|
|
67. |
Bir
vakit de Musa, kavmine demişti ki: "Allah size bir sığır
boğazlamanızı emrediyor." Onlar da: "Ay!
Bizimle eğlenip alay mı ediyorsun?" dediler. O da:
"O gibi cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım."
dedi. |
|
|
|
|
|
|
68. |
Onlar:
"Bizim için Rabbine dua et onun ne olduğunu bize açıklasın."
dediler. O da: "Rabbim şöyle buyuruyor: "Bir sığır
ki ne yaşlı, ne de genç, ikisi ortası bir dinç. Haydi
emrolunduğunuz işi yapın!" dedi. |
|
|
|
|
|
| 69. |
Onlar:
"Bizim için Rabbine dua et rengini bize açıklasın"
dediler. O da: "Rabbim şöyle buyuruyor: Rengi bakanlara
sürur veren sapsarı bir sığır." dedi. |
|
|
|
|
|
| 70. |
Onlar:
"Bizim için Rabbine dua et, onu bize iyice açıklasın;
çünkü o sığır bize karışık geldi. Bununla
beraber Allah dilerse elbette onu buluruz." dediler. |
|
|
|
|
|
|
71. |
O
da: "Rabbim şöyle buyuruyor: O, ne koşulup toprağı
süren, ne de ekin sulayan, salma gezen ve hiç alacası olmayan
bir sığırdır." dedi. Onlar da: "İşte
tam şimdi gerçeği ortaya koydun." dediler. Bunun üzerine
o sığırı (bulup)
boğazladılar. Neredeyse yapmayacaklardı. |
|
|
|
|
|
|
72. |
Ve
o vakit birini öldürmüştünüz de, katili hakkında birbirinizle
atışmış, üstünüzden atmıştınız.
Halbuki Allah gizlemiş olduğunuzu açığa çıkaracaktı. |
|
|
|
|
|
| 73. |
Onun
için dedik ki: "O sığırın bir parçasıyla
öldürülen kişiye vurun." İşte böyle, Allah ölüleri
diriltir ve size ayetlerini gösterir, taki aklınızı
başınıza alasınız. |
|
|
|
|
|
|
74. |
Sonra
bunun arkasından kalpleriniz katılaştı. Şimdi
onlar taşlar gibi, hatta daha duygusuz; çünkü taşların
öylesi var ki içinden nehirler kaynıyor, öylesi var ki çatlıyor
da bağrından sular fışkırıyor ve öylesi
de var ki Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor. Sizlerin neler
yaptığından Allah gafil değildir. |
|
|
|
|
|
|
75. |
Şimdi
bunların size iman edeceklerini ümit mi ediyorsunuz? Halbuki
bunlardan bir zümre vardır ki, Allah'ın kelamını
dinlerlerdi de akılları aldıktan sonra onu bile bile
tahrif ederlerdi |
|
|
|
|
|
|
76. |
İman
edenlere rasladıklarında: "İnandık"
derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında da:
"Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar
diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı hakikatı
onlara söylüyorsunuz? Aklınız yok mu be!" derler. |
|
|
|
|
|
| 77. |
Peki
bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi açıkça
ilan ederlerse Allah hepsini bilir? |
|
|
|
|
|
|
78. |
Bunların
bir de okuyup yazma bilmeyen kısmı vardır ki, kitabı,
kitabeti bilmezler, ancak bir takım kuruntu yığını
hayaller kurar ve sadece zan ardında dolaşırlar. |
|
|
|
|
|
| 79. |
Artık
o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra
biraz para almak için: "Bu Allah tarafındandır."
derler. Artık vay o ellerinin yazdıkları yüzünden onlara!
Vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara! |
|
|
|
|
|
| 80. |
Bir
de dediler ki: "Bize sayılı bir kaç günden başka
asla ateş dokunmaz." Siz de: "Allah'tan bir teminat
mı aldınız? Böyle ise Allah kesinlikle sözünden caymaz,
yoksa Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi
söylüyorsunuz?" |
|
|
|
|
|
|
81. |
Evet
kim bir kötülük yapmış da günahı kendisini her taraftan
kuşatmış ise, işte öyleleri ateş ehli ve
orada süresiz kalacaklardır. |
|
|
|
|
|
|
82. |
İman
edip iyi ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehli
ve orada süresiz kalacaklardır. |
|
|
|
|
|
| 83. |
Ve
bir vakit İsrailoğullarından şöyle söz almıştık:
"Allah'tan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya,
yakınlığı olanlara, öksüzlere ve biçarelere de
iyilik yapacaksınız. İnsanlara güzel söz söyleyin,
namazı kılın, zekatı verin." Sonra pek azınız
müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hala da dönüyorsunuz! |
|
|
|
|
|
|
84. |
Yine
bir vakit kesin sözünüzü almıştık: "Birbirinizin
kanlarını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan
çıkarmayacaksınız." Sonra siz bunu ikrar da ettiniz
ve ikrarınıza şahit de oldunuz. |
|
|
|
|
|
|
85. |
Sonra
sizler yine şöyle kimselersiniz ki kendi kendinizi öldürüyorsunuz
ve içinizden bir zümreyi yurtlarından çıkarıyorsunuz,
aleyhlerinde günah ve düşmanlıkla birleşip yardımlaşıyorsunuz.
Şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkışıyorsunuz.
Oysa çıkarılmaları size haram kılınmıştı.
Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını
inkar mı ediyorsunuz? Şu halde içinizde böyle yapanlar sonuçta
dünya hayatında rüsvaylıktan başka ne kazanırlar?
Kıyamet günü de en şiddetli azaba kakılırlar.
Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. |
|
|
|
|
|
|
86. |
Bunlar,
ahireti dünya hayatına satmış kimselerdir. Onun için
bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yardım da yapılmaz. |
|
|
|
|
|
|
87. |
Andolsun
ki, Musa'ya o kitabı verdik, arkasından bir takım peygamberler
de gönderdik. Hele Meryem oğlu İsa'ya deliller verdik ve
O'nu Cebrail ile de destekledik. Demek ki, size nefislerinizin hoşlanmayacağı
bir emirle bir peygamber geldikçe her defasında kafa mı
tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için kimine yalan
diyecek, kimini de öldürecek misiniz? |
|
|
|
|
|
|
88. |
"Bizim
kalplerimiz kılıflıdır" dediler. Öyle değil!
Allah onları kafirlikleri sebebiyle lanetledi; onun için çok
az imana gelirler. |
|
|
|
|
|
|
89. |
Yanlarındakini
(Tevrat'ı)
tasdik etmek üzere onlara Allah tarafından bir kitap
(Kur'an)
gelince; önceden inkar edenlere karşı yardım isteyip
dururlarken o tanıdıkları kendilerine gelince tuttular
onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin boynuna
olsun! |
|
|
|
|
|
| 90. |
Ne
kadar çirkindir o (karşılığında)
kendilerini sattıkları
şey ki; Allah'ın kullarından dilediğine kendi
lütfundan vahiy indirmesini çekemeyerek, Allah ne indirdiyse hepsini
inkar ettiler. Bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar.
Ve o kafirler için aşağılayan bir azap vardır. |
|
|
|