|
|
|
|
|
|
61. |
Sana gelen ilimden sonra artık
her kim seninle tartışmaya kalkarsa de ki: "Gelin,
oğullarımızı, oğullarınızı,
kadınlarımızı, kadınlarınızı
çağıralım, kendimiz ve kendiniz de onlarla bir araya
gelelim. Sonra can u gönülden dua edip Allah'ın lanetini yalancıların
boynuna geçirelim!" |
|
|
|
|
|
|
62. |
Doğrusu, budur işte o kıssanın
gerçek ifadesi. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve Allah gerçekten
güçlüdür, hikmet sahibidir. |
|
|
|
|
|
|
63. |
Yine yüz çevirirlerse, muhakkak ki
Allah fesatçıları bilir.. |
|
|
|
|
|
|
64. |
De ki: "Ey kendilerine kitap verilenler,
gelin aramızda ortak bir kelimede birleşelim, Allah'tan
başkasına tapmayalım, O'na hiçbir ortak koşmayalım
ve Allah'tan başka kimimiz kimimizi Rab edinmesin!" Eğer
bundan yüz çevirirlerse: "Bizim gerçekten müslüman olduğumuza
şahit olun!" deyin. |
|
|
|
|
|
|
65. |
Ey kendilerine kitap verilenler, niçin
İbrahim hakkında tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat
ve İncil ancak ondan sonra indirildi. Bunuda mı kavraya
mıyorsunuz? |
|
|
|
|
|
| 66. |
İşte siz öylesiniz, diyelim
ki, biraz bilginiz olan konuda tartışınız. Ama
hiç bilginiz olmayan konuda ne diye tartışırsınız?
Oysa Allah bilir, siz ise bilmiyorsunuz. |
|
|
|
|
|
|
67. |
İbrahim, ne yahudi ne de hıristiyandı;
ancak o, lekesiz bir müslümandı ve Allah'a ortak koşanlardan
da olmamıştı. |
|
|
|
|
|
|
68. |
Doğrusu, insanların İbrahim'e
en yakını, elbette onun izinden güdenler, şu peygamber
ve inananlardır. Allah, inananların velisidir. |
|
|
|
|
|
| 69. |
Kitap verilenlerden bir topluluk, sizleri
şaşırtmayı arzu etti. Oysa kendilerini şaşırtıyorlar
da farkına varamıyorlar. |
|
|
|
|
|
| 70. |
Ey kendilerine kitap verilenler, neden
göz göre göre Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz? |
|
|
|
|
|
| 71. |
Ey kendilerine kitap verilenler, neden
hakkı batıla buluyorsunuz da gerçeği bile bile gizliyorsunuz? |
|
|
|
|
|
| 72. |
Kitap verilenlerden bir kısmı
da şöyle dedi: "Varın o inananlara indirilene güpe
gündüz inanın, sonunda da dönüp inkar edin, belki onlar da dönerler. |
|
|
|
|
|
| 73. |
Ve kendi dininize uyanlardan başkasına
aman vermeyin." De ki: "Muhakkak doğru yol, Allah'ın
yoludur, size verilen gibisi başka birine veriliyor veya Rabbinizin
katında size üstün gelecek diye midir bu? De ki: "Doğrusu
nimet Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir ve Allah,
nimeti bol olan, herşeyi bilendir. |
|
|
|
|
|
| 74. |
Rahmeti ile dilediğine ayrıcalık
verir, Allah çok büyük nimet sahibidir. |
|
|
|
|
|
| 75. |
Kitap verilenlerden öylesi vardır
ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana geri verir. Yine onlardan
öylesi vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine binmedikçe
onu sana vermez. Çünkü onlar: "Bizim aleyhimizde okur yazar olmayanlarda
bir yol yok" derler ve Allah'a karşı bile bile yalan
söylerler. |
|
|
|
|
|
| 76. |
Hayır yol var! Her kim verdiği
sözü yerine getirir ve sakınırsa şüphesiz, Allah o
sakınanları sever. |
|
|
|
|
|
| 77. |
Fakat Allah'a verdikleri sözü ve kendi
yeminlerini bir kaç paraya satanlara gelince, onların ahirette
hiçbir nasibi yoktur. Allah, onlarla konuşmayacak, kıyamet
gününde onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır.
Onların hakkı elim bir azaptır. |
|
|
|
|
|
| 78. |
Bir de onlardan bir grup vardır
ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba bakarak
eğip büğerler. Oysa o, kitaptan değildir. Yine: "O,
Allah tarafındandır." derler. Oysa Allah tarafından
değildir. Ama, bile bile Allah namına yalan söylerler. |
|
|
|
|
|
| 79. |
Allah'ın kendisine kitap, bilgi
ve peygamberlik vermiş olduğu hiçbir kişinin kalkıp
da insanlara: "Allah'a değil bana kul olun" diyebilme
yetkisi yoktur. Ancak: "Kitabı öğretmekte ve ders alıp
vermekte olmanız sebebiyle Allah yolunun erleri olunuz!"
der. |
|
|
|
|
|
| 80. |
Ve hiçbir zaman melekleri ve peygamberleri
tanrılar edinmenizi de emredemez. O halde siz, müslüman olduktan
sonra, size inkarcı olmanızı emredebilir mi? |
|
|
|
|
|
| 81. |
Allah, vaktiyle peygamberlerden: "Andolsun
ki, size kitap ve hikmetten her ne verdiysem, sonra size beraberinizdekini
doğrulayan bir peygamber geldiğinde ona kesinlikle inanacaksınız
ve çaresiz ona yardım edeceksiniz." diye söz almış
ve: "Bunu kabul ettiniz mi? Bunun üzerine ağır ahdimi
boynunuza aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul
ettik." dediler. Allah da: "Öyle ise, şahit olun, ben
de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim!" buyurdu. |
|
|
|
|
|
| 82. |
Demek ki, bunun arkasından her
kim dönerse artık onlar, hep dinden çıkmış günahkarlardır. |
|
|
|
|
|
| 83. |
Allah'ın dininden başkasını
mı arıyorlar? Oysa ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi
ister istemez O'na teslim olmuş, hep döndürülüp O'na götürülüyorlar. |
|
|
|
|
|
| 84. |
De ki: "Biz, Allah'a, bize indirilene;
İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına
indirilene; Musa'ya İsa'ya peygamberlere Rablerinden verilene
inandık iman getirdik. Onlardan hiçbiri arasında ayırım
yapmayız ve biz, ancak O'na boyun eğen müslümanlarız!" |
|
|
|
|
|
| 85. |
Her kim İslam'dan başka bir
din ararsa asla kabul edilmez ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan
olur. |
|
|
|
|
|
| 86. |
Kendilerine açık deliller gelmiş
ve peygamberin hak olduğuna şahitlik etmişken, inananların
arkasından nankörlük edip inkara sapan bir milleti, Allah nasıl
başarılı kılar! Oysa Allah, zulmedenler topluluğunu
başarılı kılmaz. |
|
|
|
|
|
| 87. |
İşte onlar! Cezaları;
Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerinde
olmasıdır. |
|
|
|
|
|
| 88. |
Sonsuza kadar o lanetin içindedirler,
azapları hafifletilmez ve kendilerine mühlet verilmez. |
|
|
|
|
|
| 89. |
Ancak onun arkasından tevbe edip
gidişatlarını düzeltenler başka; çünkü Allah,
bağışlayan ve çok esirgeyendir. |
|
|
|
|
|
| 90. |
Kesinlikle inanmalarının
arkasından inkara sapmış, sonra da inkarcılıkta
ileri gitmiş olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir.
Onlar, hep sapıklık içinde kalmış kişilerdir. |
|
|
|