|
|
|
|
|
|
61. |
Onlara: "Allah'ın indirdiği
hükme gelin, peygambere gelin!" denildiği vakit, münafıkların
senden çekindikçe çekindiğini görürsün. |
|
|
|
|
|
|
62. |
Ya kendi yaptıkları yüzünden
başlarına bir felaket geldiği zaman durumları
nasıl olur? Sonra gelmişler bir de sana: "VAllahi,
muradımız sırf bir iyilik yapmak ve ara bulmaktan ibaretti."
diye yemin ediyorlar. |
|
|
|
|
|
|
63. |
Onlar öyle kimselerdir ki kalplerinde
olanı Allah bilir. Onun için sen onlara aldırma da kendilerine
öğüt ver ve nefisleri hakkında dokunaklı sözler söyle. |
|
|
|
|
|
|
64. |
Biz herhangi bir peygamberi gönderdikse,
sadece Allah'ın izniyle itaat edilsin diye gönderdik. Eğer
onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip günahlarına
mağfiret dileselerdi, peygamber de onların bağışlanması
için dua ediverseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden ve
merhametli bulacaklardı. |
|
|
|
|
|
|
65. |
Yok, yok! Rabbine yemin ederim ki onlar
aralarında çıkan çapraşık işlerde seni hakem
yapıp, sonra da verdiğin hükümden nefislerinde hiçbir sıkıntı
duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman
etmiş olmazlar. |
|
|
|
|
|
| 66. |
Eğer onlara: "Nefislerinizi
öldürün!" veya "Yurdunuzdan çıkın!" diye
teklif etmiş olsaydık -pek azı hariç- bunu yapmazlardı.
Fakat kendilerine öğütleneni yapsalardı, elbette haklarında
çok hayırlı ve inançları ebedileştirmek itibariyle
de en sağlam bir hareket olurdu. |
|
|
|
|
|
|
67. |
Elbette o zaman kendilerine tarafımızdan
pek büyük bir mükafat da verirdik. |
|
|
|
|
|
|
68. |
Ve elbette kendilerini dosdoğru
bir yola çıkarırdık. |
|
|
|
|
|
| 69. |
Her kim Allah'a ve peygambere itaat
ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine nimet ihsan ettiği
peygamberler, dosdoğru kişiler, şehitler ve salihlerle
birliktedirler. Bunlar ise ne güzel arkadaştır! |
|
|
|
|
|
| 70. |
İşte bu lütuf Allah'tandır.
Yeter ki bilen Allah olsun. |
|
|
|
|
|
| 71. |
Ey iman edenler, hazırlığınızı
yapın da müfrezeler halinde harekete geçin, yahut toplu olarak
seferber olun! |
|
|
|
|
|
| 72. |
Bununla beraber içinizden öylesi vardır
ki, her halde ağırdan alacaktır. Eğer size bir
felaket isabet ederse: "Gerçekten Allah bana lütfetti de, onlarla
birlikte bulunmadım." der. |
|
|
|
|
|
| 73. |
Ve eğer size Allah'tan bir lütuf
erişirse -sanki kendisiyle aranızda hiç bir dostluk yokmuş
gibi- mutlaka: "Ah! Keşke onlarla beraber olsaydım
da büyük bir murada ereydim!" diyecekti. |
|
|
|
|
|
| 74. |
O halde seferber olun da o geçici dünya
hayatını ahiretin ebedi hayatı karşılığında
satacak olanlar çarpışsın! Her kim Allah yolunda çarpışır
da, öldürülür veya üstün gelirse, her iki surette de Biz ona yarın
pek büyük bir mükafat vereceğiz. |
|
|
|
|
|
| 75. |
Hem size ne oluyor da Allah yolunda
ve: "Ey bizim Rabbimiz, bizleri halkı zalim olan bu memleketten
çıkar, tarafından bize bir sahip gönder ve yine tarafından
bize bir yardımcı gönder." diye yalvarıp duran
o ezilmiş erkekler, kadınlar ve yavrular uğrunda çarpışmıyorsunuz? |
|
|
|
|
|
| 76. |
İman edenler Allah yolunda cenk
ederler, küfredenler ise Tağut =azgın şeytan yolunda
çarpışırlar. O halde şeytanın taraftarlarını
öldürmeye bakın! Her zaman şeytanın hilesi çürüktür. |
|
|
|
|
|
| 77. |
Bakmaz mısın, o kendilerine:
"Ellerinizi savaştan çekin, namaz kılın ve zekat
verin!" denilen kimselere? Şimdi üzerlerine savaş farz
kılınınca bazıları insanlardan Allah'tan
korkar gibi veya daha fazla korkmaya başladılar ve: "Ey
bizim Rabbimiz, niçin bize bu savaşı farz kıldın?
Ne olurdu kısa bir süre daha bize mühlet verseydin!" dediler.
De ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır; ahiret ise Allah'tan
korkanlar için sırf hayırdır. Hem kıl kadar hakkınız
da yenmez." |
|
|
|
|
|
| 78. |
Her nerede olsanız olun, ölüm
size yetişir, göklere yükselmiş burçlarda da olsanız.
Bununla beraber kendilerine bir güzellik erişti mi "Bu Allah'tandır"
diyorlar; Bir felaket dokundu mu "Bu sendendir" diyorlar.
De ki: "Hepsi Allah'tandır!" Fakat niye bu adamlar
söz anlamaya çalışmıyorlar? |
|
|
|
|
|
| 79. |
Sana güzellikten her ne ulaşırsa,
bil ki Allah'tandır; Kötülükten de başına her ne gelirse
anla ki sendendir! Biz seni insanlara bir elçi olarak gönderdik, şahit
olarak da Allah yeter! |
|
|
|
|
|
| 80. |
Kim peygambere itaat ederse, Allah'a
itaat etmiş olur, kim de yan çizerse, kendilerine seni gözcü
de göndermedik! |
|
|
|
|
|
| 81. |
Sana "Baş üstüne!" diyorlar;
sonra da yanından ayrıldıklarında içlerinden bir
takımı söylediklerinin aksine tezvirat yapıyorlar,
Allah da yaptıkları tezviratı kaydediyor. Onun için
sen yüzlerine vurmaktan vazgeç de Allah'a havale et! Allah vekil olarak
yeter! |
|
|
|
|
|
| 82. |
Hala Kur'an'ı gerektiği gibi
düşünmezler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından
olsaydı, elbette içinde bir çok ahenksizlikler bulacaklardı. |
|
|
|
|
|
| 83. |
Hem kendilerine güven ve korku ile
ilgili bir haber geldi mi onu yayıveriyorlar; halbu ki, onu peygambere
ve içlerinden yetkili olanlara arzetseler, elbette bunların görüş
sunabilme yeteneğine sahip olanları onu anlar, bilirlerdi.
Eğer Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı
azınız hariç, şeytana uyup gitmiştiniz. |
|
|
|
|
|
| 84. |
Onun için Allah yolunda çarpış.
Ancak nefsinden başkasıyla yükümlü değilsin! Mü'minleri
de çarpışmaya teşvik et; umulur ki Allah o küfretmekte
bulunanların baskılarını defeder. Allah baskıca
daha zorlu, azap vermek bakımından da daha şiddetlidir. |
|
|
|
|
|
| 85. |
Her kim güzel bir aracılıkta
bulunursa, ona ondan bir pay vardır; her kim de kötü bir aracılıkta
bulunursa, onada ondan bir hisse vardır. Allah herşeyi görüp
gözetiyor. |
|
|
|
|
|
| 86. |
Size herhangi bir şekilde sağlık
(selam)
verildiği zaman, siz de ondan daha güzeli ile sağlık
(selam)
verin veya yanısı ile mukabele edin! Allah, herşeyi
hesaba çekmektedir. |
|
|
|
|
|
| 87. |
Allah, O'ndan tapılacak yoktur,
ancak O vardır. Andolsun O, sizi olacağında şüphe
olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Allah'tan daha doğru
sözlü kim olabilir? |
|
|
|
|
|
| 88. |
O halde siz ne diye münafıklar
hakkında iki fırkaya ayrılıyorsunuz? Allah onları
kazandıkları vebal yüzünden terslerine döndürdüğü halde;
Allah'ın saptırdığı yola getirmek mi istiyorsunuz,
Allah her kimi saptırırsa artık sen onu yola getiremezsin. |
|
|
|
|
|
| 89. |
Kendileri küfre saptıkları
gibi, sizin de sapmanızı isterler ki eşit olasınız.
O yüzden onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan dost edinmeyin;
aldırmazlarsa bulunduğunuz yerde kendilerini yakalayıp
öldürün ve onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinin! |
|
|
|
|
|
| 90. |
Ancak aranızda antlaşma bulunan
bir kavme varıp sığınmış bulunanlara
veya ne sizinle savaşmayı, ne de kendi kavimleriyle savaşmayı
havsalalarına sığdıramayarak size gelmiş
olanlara dokunmayın! Allah dileseydi onları size musallat
ederdi de sizinle savaşırlardı. O halde onlar sizi
bırakıp bir tarafa çekildikleri ve sizinle savaşmayıp
barışa yanaştıkları takdirde de Allah onlara
dokunmanıza izin vermemiştir. |
|
|
|