|
|
|
|
|
|
31. |
Allah'ın karşısına
çıkacaklarını inkar eden kimseler gerçekten hüsrana
uğramıştır. Nihayet kıyamet günü gelip ansızın
kendilerini bastırıverince: "Hayatta yaptığımız
hatalardan dolayı vah bize!" derler; o an ki, günahlarını
sırtlanmış götürüyorlardır. Bak ne kötü yükler
götürüyorlar! |
|
|
|
|
|
|
32. |
Dünya hayatı bir oyundan, bir
oyalanmadan başka birşey değildir. Ahiret yurdu ise
muhakkak Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır.
Hala akıllanmayacak mısınız? |
|
|
|
|
|
|
33. |
Andolsun ki, söyledikleri lafın
seni gerçekten incittiğini biliyoruz. Ancak onların yalancı
dedikleri sen değilsin. Fakat zalimler Allah'ın ayetlerini
inkar ediyorlar. |
|
|
|
|
|
|
34. |
Andolsun ki, senden önce gönderilen
peygamberler de yalanlandılar. Kendilerine yardımımız
gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet edilmeye karşı sabrettiler.
Allah'ın sözlerini değiştirebilecek hiçbir kuvvet yoktur!
Allah biliyor ya, sana peygamberlerin kıssalarından haber
de geldi. |
|
|
|
|
|
|
35. |
Eğer onların omuz dönmeleri
sana ağır geliyorsa, haydi kendi kendine yerin dibine inecek
bir baca veya göklere çıkacak bir merdiven arayıp da onlara
bambaşka bir mucize getirmeye gücün yettiği takdirde hiç
durma, bunu yap! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere
toplardı. O halde sakın cahillerden olma! |
|
|
|
|
|
| 36. |
Sade işitmesi olanlar davete icabet
eder. Ölülere gelince, onları Allah diriltir, sonra hepsi O'nun
huzuruna çıkarılırlar. |
|
|
|
|
|
|
37. |
Durmuşlar: "Ona bambaşka
bir mucize indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Şüphesiz
Allah'ın öyle bir mucize indirmeye gücü yeter, fakat çokları
bilmezler!" |
|
|
|
|
|
|
38. |
Yerde debelenen hiçbir hayvan ve iki
kanadı ile uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet
olmasınlar! Biz kitapta hiçbir eksik bırakmamışızdır.
Sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar. |
|
|
|
|
|
| 39. |
Ayetlerimize yalan diyenler karanlıklar
içinde bir sürü sağırlar ve dilsizlerdir. Kim dilerse Allah
onu şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru
bir yol üzerinde bulundurur. |
|
|
|
|
|
| 40. |
De ki: "Kendinizi bir düşünür
müsünüz, Allah'ın azabı başınıza gelse veya
kıyamet başınıza kopsa Allah'tan başkasına
mı dua edersiniz? Eğer doğru söylüyorsanız söyleyin
bakalım!" |
|
|
|
|
|
| 41. |
Doğrusu yalnız O'na dua edersiniz.
O dilerse yalvardığınız belayı üzerinizden
kaldırır ve o an O'na koştuğunuz ortakları
unutursunuz. |
|
|
|
|
|
| 42. |
Andolsun ki, senden önce bir takım
ümmetlere de peygamberler gönderdik; dinlemediler. Biz de onları
yalvarıp yakarsınlar diye darlık ve sıkıntı
ile cezalandırdık. |
|
|
|
|
|
| 43. |
Hiç olmazsa kendilerine baskımız
geldiği vakit yalvarsaydılar bari. Fakat kalpleri katılaşmış,
şeytan da bütün yaptıklarını kendilerine güzel
göstermişti. |
|
|
|
|
|
| 44. |
Vakta ki yapılan uyarıları
unuttular, üzerlerine herşeyin kapılarını açıverdik.
Nihayet kendilerine verilen bu bolluk ve serbestlik ile tam ferahlandıkları
=düzlüğe çıktıkları sırada ansızın
kendilerini yakalayıverdik! Hepsi bir anda bütün ümitlerinden
mahrum kaldılar. |
|
|
|
|
|
| 45. |
Artık o zulmedip duran kavmin
kökü kesilmişti. Hamdolsun o alemlerin Rabbi olan Allah'a. |
|
|
|
|
|
| 46. |
De ki: "Söyleyin bakayım,
eğer Allah, kulaklarınızı ve gözlerinizi alır,
kalplerinizi mühürleyiverirse, Allah'tan başka hangi tanrı
onu size iade edecek?" Bak Biz delillerimizi nasıl evirip
çevirip türlü türlü açıklıyoruz! Sonra da onlar nasıl
(yüz çevirip)
geçiveriyorlar! |
|
|
|
|
|
| 47. |
De ki: "Kendinizi gördün mü? Şayet
Allah'ın azabı ansızın yahut açıktan başınıza
geliverse, zalimler topluluğundan başkası mı helak
olur?" |
|
|
|
|
|
| 48. |
Biz o gönderilen peygamberleri rahmetimizin
müjdecileri ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz.
Onun için kim iman edip dürüstlük yolunu tutarsa, onlara korku yoktur
ve mahzun da olmayacaklardır. |
|
|
|
|
|
| 49. |
Ayetlerimize yalan diyenlere, yapmayı
adet edindikleri fenalık yüzünden azap dokunacaktır. |
|
|
|
|
|
| 50. |
De ki: "Ben size "Allah'ın
hazineleri benim yanımdadır." demiyorum; gaybı
da bilmem, size "Ben meleğim." de demiyorum; ben ancak
bana verilen vahye uyarım." De ki: "Kör ile gören bir
olur mu? Artık biraz düşünmez misiniz? |
|
|
|
|
|
| 51. |
Rablerinin huzurunda toplanacaklarından
korkanları Kur'an'la uyar. Öyleki, kendileri için O'nun huzurunda
ne bir dost ne de bir şefaatçı vardır. Gerekir ki Allah'tan
korkarlar. |
|
|
|
|
|
| 52. |
Rablerinin rızasını
isteyerek, sabah-akşam O'na dua edenleri yanından kovayım
deme! Sen onların hesabından sorumlu değilsin, onlar
da senin hesabından sorumlu değildirler ki, biçareleri kovup
da zalimlerden olasın. |
|
|
|
|
|
| 53. |
Böylece bazılarını bazısıyla
fitneye düşürmüşüzdür ki: "A!.. Şunlar mı
o Allah'ın a-ramızdan lütfunu layik gördüğü kimseler?"
desinler. Allah şükreden kullarını daha iyi bilen değil
midir? |
|
|
|
|
|
| 54. |
Ayetlerimize iman edenler, yanına
geldikleri zaman de ki: "Selam sizlere! Rabbiniz kendine rahmeti
yazdı. Sizden kim bir cahillikle bir kötülük yapmış,
sonra arkasından tevbe edip düzelmiş ise, on karşı
bağışlayan, esirgeyendir. |
|
|
|
|
|
| 55. |
Daha böyle ayetlerimizi açıklayacağız
hem de suçluların yolu seçilsin diye. |
|
|
|
|
|
| 56. |
De ki: "Ben sizin Allah'tan başka
taptıklarınıza ibadet etmekten men edildim!" De
ki: "Ben sizin çarpık arzularınıza uymam. O zaman
şaşırmış ve doğru yoldan gidenlerden
olmamış olurum." |
|
|
|
|
|
| 57. |
De ki: "Ben Rabbimden apaçık
bir delile dayanmaktayım, siz ise O'na yalan dediniz. Çabuk gelmesini
istediğiniz azap benim elimde değil; hüküm ancak Allah'ındır.
Gerçeği O anlatır. Hem O, gerçeği batıldan ayırt
edenlerin en iyisidir. |
|
|
|
|
|
| 58. |
De ki: "O çabuk gelmesini istediğiniz
azap benim elimde olsaydı, aramızdaki iş çoktan sonuçlanmış
olurdu. Bununla beraber Allah haksızları daha iyi bilir. |
|
|
|
|
|
| 59. |
Gaybın anahtarları O'nun
yanındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde
ne varsa yine O bilir. Bir yaprak düşmez ve yerin karanlıklarına
bir tane gitmez ki O bilmesin. Yaş ve kuru hiçbir şey yoktur
ki, o herşeyi açıklayan kitapta bulunmasın. |
|
|
|
|
|
| 60. |
O'dur sizleri geceleyin kendinizden
geçiren, bununla beraber gündüz kazandıklarınızı
bilen, sonra belirlenmiş olan bir ecel (ölüm
süreci) tamamlansın diye
gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran. Sonra O'nadır
yine dönüşünüz. Sonra size neler yaptığınızı
haber verecektir. |
|
|
|