|
|
|
|
|
|
61. |
O, kulları üzerinde hükümranlığını
sürdürür ve üzerinize hareketlerinizi kaydeden koruyucular gönderir.
Sonunda birinize ölüm geldiği vakit, gönderdiğimiz ve görevlerinde
kusur yapmayan melekler canını alırlar. |
|
|
|
|
|
|
62. |
Sonra o vefat edenler Mevlaları
Allah'a döndürülürler. İyi bilin ki, hüküm O'nundur ve O, hesap
görenlerin en sür'atlisidir. |
|
|
|
|
|
|
63. |
De ki: "Karanın, denizin
karanlıklarından, gizliden gizliye yalvara yalvara: "Ahdimiz
olsun eğer bizi kurtarırsan, hiç şüphesiz şükredenlerden
oluruz." dediğinizde kim kurtarır sizi? |
|
|
|
|
|
|
64. |
De ki: "Allah kurtarır sizi
ondan ve her sıkıntıdan, sonra da siz yine ortak koşarsınız." |
|
|
|
|
|
|
65. |
De ki: "O'nun size üstünüzden
veya altınızdan bir azap salıvermeye yahut sizi birbirinize
katıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya
gücü yeter. Bak, ayetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz
ki, gereği gibi anlasınlar. |
|
|
|
|
|
| 66. |
Bu böyle gerçek iken, kavmin bu
(Kur'an)'a
yalan dediler. De ki: "Ben sizin vekiliniz değilim." |
|
|
|
|
|
|
67. |
Her haberin kararlaştırılmış
bir zamanı vardır. Artık ileride anlarsınız. |
|
|
|
|
|
|
68. |
Ayetlerimiz hakkında münasebetsizliğe
dalanları gördüğün vakit, kendilerinden yüz çevir, ta ki
başka bir söze dalsınlar. Eğer şeytan bunu sana
bir an unutturursa, hatırına geldiği gibi hemen kalk,
o zalimler topluluğu ile beraber olma! |
|
|
|
|
|
| 69. |
Allah'tan korkanlara onların hesabından
bir sorumluluk yoktur, ancak bir uyarı olur da belki sakınırlar. |
|
|
|
|
|
| 70. |
Dinlerini oyun ve eğlence edinen
ve dünya hayatının kendilerini aldattığı
kimseleri bırak! Bu vesile ile şunu da ihtar et ki: "Bir
kimse yaptıkları yüzünden azabın pençesine düşmeye
görsün, o zaman Allah'ın yüce huzurunda O'ndan başka ne
bir koruyucu, ne de bir şefaatçi bulunur. Her türlü fidyeyi denkleştirse
bile kabul edilmez. Onlar azabın pençesine düşmüş kimselerdir.
Nankörlük ettiklerinden dolayı onlara kaynar sudan bir içecek
ve gayet acı bir azap vardır. |
|
|
|
|
|
| 71. |
De ki: "Biz hiç Allah'ı bırakıp
da bize ne fayda, ne de zarar vermeyecek nesnelere yalvarır mıyız?
Ve Allah bizi hidayetine kavuşturmuş iken ardımıza
(şirke)
döner miyiz? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola
çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın
şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak
uçuruma çektikleri o avanak kimse gibi. De ki: "Allah'ın
hidayet yolu doğru yolun ta kendisidir. Ve biz alemlerin Rabbine
teslimiyet göstermekle emrolunduk." |
|
|
|
|
|
| 72. |
Bir de: "Namazı kılın
ve O'ndan korkun!" Haşrolunup varacağınız
O! |
|
|
|
|
|
| 73. |
Gökleri ve yeri yerli yerince yaratan
O! "Ol!" diyeceği gün, o da oluverir. O'nun sözü haktır.
Sura üfleneceği gün de mülk O'nundur. Görülmeyeni de, görüleni
de bilen, hikmet sahibi O'dur. Herşeyden haberdar da O'dur. |
|
|
|
|
|
| 74. |
Vaktiyle İbrahim babası Azer'e:
"Sen putları bir sürü tanrılar ediniyorsun öyle mi?
Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık
içinde görüyorum." demişti. |
|
|
|
|
|
| 75. |
Böylece İbrahim'e göklerin ve
yerin melekutunu gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun. |
|
|
|
|
|
| 76. |
Üzerini gece kaplayınca bir yıldız
gördü: "Bu imiş Rabbim!" dedi. Batıverince de:
"Ben böyle batanları sevmem." dedi. |
|
|
|
|
|
| 77. |
Ay'ı doğarken görünce: "Bu
imiş Rabbim!" dedi. Batınca da: "Yemin ederim
ki, Rabbim bana doğru yolu göstermemiş olsaydı, muhakkak
ki, şu şaşkın topluluktan biri olacakmışım."
dedi. |
|
|
|
|
|
| 78. |
Güneşi doğmak üzere görünce:
"Bu imiş Rabbim, bu hepsinden büyük!" dedi. O da batınca:
"Ey kavmim, haberiniz olsun, ben sizin şirk koştuğunuz
şeylerden uzağım! |
|
|
|
|
|
| 79. |
Ben, her dinden geçip yalnız hakka
eğilerek yüzümü o gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben,
Allah'a ortak koşanlardan değilim." dedi. |
|
|
|
|
|
| 80. |
Kavmi de onunla tartışmaya
kalkıştı. O da dedi ki: "Bana hakikatı doğrudan
doğruya gösterdiği halde Allah hakkında benimle mücadeleye
mi kalkışıyorsunuz? Sizin O'na ortak koştuğunuz
şeylerden ise, ben hiçbir zaman korkmam. Rabbim dilemedikçe onlar
bana hiçbir şey yapamaz. Rabbimin ilmi, herşeyi kuşatmıştır.
Artık iyice bir düşünmez misiniz? |
|
|
|
|
|
| 81. |
Hem nasıl olur da ben Allah'a
koştuğunuz ortaklardan korkarım; baksanıza siz,
Allah'ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri
O'na ortak koşmaktan korkmazken! Şu halde korkudan emin
olmaya iki taraftan hangisi daha layık? Eğer biliyorsanız
söyleyin. |
|
|
|
|
|
| 82. |
İman edip de imanlarını
bir haksızlıkla karıştırmayan kimseler, işte
korkudan emin olmak onların hakkıdır ve hidayete erenler
de onlardır. |
|
|
|
|
|
| 83. |
Bu, kavmine karşı Bizim İbrahim'e
vermiş olduğumuz hüccetimizdir. Biz dilediğimizi dercelere
yükseltiriz. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, herşeyi bilendir. |
|
|
|
|
|
| 84. |
Bundan başka ona İshak ve
Ya'kub'u ihsan ettik ve herbirini hidayete erdirdik. Nuh'u da daha
önce hidayete erdirmiştik, onun soyundan Davud'u, Süleyman'ı,
Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı, Harun'u da... İşte iyi işler
yapanları böyle mükafatlandırırız. |
|
|
|
|
|
| 85. |
Zekeriyya'yı, Yahya'yı, İsa'yı
ve İlyas'ı da... Hepsi iyilerdendir. |
|
|
|
|
|
| 86. |
İsmail'i, Elyesa'ı, Yunus'u
ve Lut'u da... Herbirini alemlerin üstüne geçirdik. |
|
|
|
|
|
| 87. |
Atalarından, soylarından
ve kardeşlerinden bir kısmını da... Bunların
hepsini seçtik ve bir doğru yola hidayetçi kıldık. |
|
|
|
|
|
| 88. |
İşte bu yol Allah yoludur.
O, kullarından dilediğine hidayet eyler. Eğer bunlar
Allah'a ortak koşmuş olsalardı, bütün yaptıkları
boşa gitmiş olurdu. |
|
|
|
|
|
| 89. |
İşte bunlar, kendilerine
kitap, hüküm ve peygamberlik verdiğimiz kimseler! Şimdi
şu karşıdakiler buna inanmıyorlarsa, yerlerine
bunları inkar etmeyen bir milleti getirmişizdir! |
|
|
|
|
|
| 90. |
İşte o peygamberler, Allah'ın
kendilerini doğrudan yola eriştirdiği kimselerdir.
Sen de onların gittiği yoldan yürü! De ki: "Ben buna
karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O Kur'an sadece
alemleri irşad için ilahi bir hatıradır. |
|
|
|