|
|
|
|
|
|
31. |
Ey Adem oğulları, her mescide
gittiğinizde süzünüzü tutunun, yiyin, için; ancak israf etmeyin,
çünkü O, israf edenleri sevmez. |
|
|
|
|
|
|
32. |
De ki: "Allah'ın kulları
için yarattığı zineti ve temiz hoş rızıkları
kim haram etmiş?" De ki: "Onlar, kıyamet gününde
sadece kendilerinin olmak üzere, dünya hayatında iman edenler
içindir." İşte bu şekilde ayetleri, ilim sahibi
olanlar için ayrıntılarıyla açıklıyoruz. |
|
|
|
|
|
|
33. |
De ki: "Rabbim, ancak açık,
gizli bütün hayasızlıkları, her türlü günahı,
haksız yere isyanı ve Allah'a, hiçbir zaman bir delil indirmediği
herhangi birşeyi ortak koşmanızı ve Allah'a bilmediğiniz
şeyler yakıştırmanızı yasakladı." |
|
|
|
|
|
|
34. |
Her milletin bir sonu vardır ve
o son gelince bir an geri de kalmazlar öne de geçemezler. |
|
|
|
|
|
|
35. |
Ey Adem oğulları, size her
ne zaman içinizden benim ayetlerimi açıklayan peygamberler gelir
de her kim onlara karşı gelmekten sakınır ve davranışlarını
düzeltirse, artık onlara korku yoktur ve üzülecek olanlar da
onlar değildir. |
|
|
|
|
|
| 36. |
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara
inanmayı kibirlerine yediremeyenler ise cehennemin sakinleridir
ve sonsuza dek orada kalacaklardır. |
|
|
|
|
|
|
37. |
Çünkü bir yalanı Allah'a iftira
eden veya onun ayetlerine yalan diyen kimseden daha zalim kim olabilir?
Bunlara kitaptan nasipleri erişir ve sonunda kendilerine göndereceğimiz
melekler gelip canlarını alırken: "Hani o, Allah'ı
bırakıp da taptıklarınız nerede?" dediklerinde:
"Onlar bizi bırakıp kayboldular!" derler ve kafir
olduklarına dair kendi aleyhlerinde şahitlik ederler. |
|
|
|
|
|
|
38. |
-"Girin bakalım cinlerden
ve insanlardan sizden önce geçen milletlerin arasında ateşe!"
der. Her millet girdikçe, kendilerine uyup sapıklığa
düştüğü hemşiresine (dindaşına)
lanet eder. Sonunda hepsi orada birbirlerine ulanırlar. Sonrakileri,
öndekileri göstererek: "Ey Rabbimiz, işte şunlar bizi
yoldan çıkardılar; onun için onlara ateşten iki katlı
azap ver!" derler. Allah: "Her birinize iki katlı,
fakat bilmiyorsunuz." der. |
|
|
|
|
|
| 39. |
Öndekiler de sonrakilere: "Sizin
bize karşı hiçbir üstünlüğünüz olmadı. Artık
kendi kazancınızın cezası olarak tadın azabı."
derler. |
|
|
|
|
|
| 40. |
Ayetlerimizi yalanlayan ve onlara imanı
kibirlerine yediremeyen kimselere kesinlikle gök kapıları
açılmayacak ve deve iğnenin deliğinden geçmedikçe onlar
cennete giremeyeceklerdir. İşte Biz suçluları böyle
cezalandırırız. |
|
|
|
|
|
|
41. |
Onlara cehennemden bir döşek,
üstlerinden örtüler vardır. İşte Biz, zalimleri böyle
cezalandırırız. |
|
|
|
|
|
|
42. |
İman edip iyi işler yapan
kimseler ise, -Biz kişiye gücünün üstünde birşey yüklemeyiz.-
cennetin sakinleridirler ve orada sonsuza dek kalacaklardır. |
|
|
|
|
|
| 43. |
Onların içlerinde kin namına
ne varsa hepsini söküp atmışızdır, altlarından
ırmaklar akar. Onlar: "Hamdolsun bizi buna eriştiren
Allah'a. O, bize doğru yolu göstermeseydi, bizim kendiliğimizden
bunun yolunu bulmamız mümkün değildi. Gerçekten Rabbimizin
peygamberleri bize gerçeği getirdiler!" demektedirler. Onlara:
"İşte bu gördüğünüz, yaptığınız
iyi işler karşılığında mirasçısı
olduğunuz cennettir." diye seslenilmektedir. |
|
|
|
|
|
|
44. |
Bir de cennetlikler, cehennemliklere
şöyle seslenirler: "Gerçekten biz, Rabbimizin bize vadettiğinin
gerçek olduğunu bulduk. Siz de Rabbinizin size vadettiğinin
gerçek olduğunu buldunuz mu?" Onlar da: "Evet"
derler. Derken aralarında bir çağırıcı şöyle
bağırmaya başlar: "Allah'ın laneti o zalimlerin
üstüne olsun! |
|
|
|
|
|
|
45. |
Ki, Allah'ı yolundan alıkoyarlar
ve onu eğip bükmek isterler ve onlar ahireti de inkar eden kafirlerdi." |
|
|
|
|
|
|
46. |
Artık iki taraf arasında
bir perde ve A'raf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan
bir takım kimseler bulunacaktır. Ümit etmekle birlikte henüz
cennete girmemiş olan bu kimseler, cennetliklere: "Selam
size!" diye seslenmektedirler. |
|
|
|
|
|
| 47. |
Gözleri cehennemlikler tarafına
çevrildiği vakit de: "Ey Rabbimiz, bizleri o zalimler güruhu
ile birlikte bulundurma!" demektedirler. |
|
|
|
|
|
|
48. |
O A'raf sakinleri, simalarından
tanıdıkları bir takım kimselere şöyle seslenirler:
"Gördünüz mü, cemiyetinizin ve kibirli davranmanızın
size hiçbir yararı olmadı! |
|
|
|
|
|
| 49. |
Allah'ı kendilerini rahmetine
erdirmeyeceğine dair yemin ettikleriniz şunlar mıydı?"
dedikten sonra berikilere dönüp: "Girin cennete size korku yok,
artık asla üzülmeyeceksiniz de." demektedirler. |
|
|
|
|
|
| 50. |
Cehennem sakinleri, cennet sakinlerine:
"Lütfen suyunuzdan veya Allah'ın size rızık olarak
verdiği nimetlerden biraz da bize dökün!" diye bağrışmaktadırlar.
Onlar da: "Doğrusu Allah, bunları kafirlere haram etti."
demektedirler. |
|
|
|
|
|
|
51. |
O kafirlere ki, oyunu ve eğlenceyi
kendilerine din edindiler ve dünya hayatı kendilerini aldattı.
Nasıl ki, onlar bu günlerine kavuşacaklarını unutup
ayetlerimizi inkar ettilerse Biz de bugün onları öyle unutacağız. |
|
|
|
|
|
|
52. |
Muhakkak biz onlara, inanacak herhangi
bir kavme hidayet ve rahmet olması için, tam bir bilgi ile bölüm
bölüm açıkladığımız bir kitap gönderdik. |
|
|
|
|
|
| 53. |
Onlar, bakalım sonu nereye varacak
diye ancak onun tehditlerinin gerçekleşmesini bekliyorlar. Onun
tehditlerinin geleceği gün önceden onu unutmuş olanlar:
"Muhakkak ki, Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmişlermiş.
Bak şimdi bizim şefaatçılardan hiçbiri var mı
ki, bize şefaat etsinler? Veya geri döndürülsek de yaptığımız
işlerden başkasını yapsak?" diyecekler. Doğrusu
onlar, kendilerine yazık ettiler ve uydurup güvendikleri şeyler
yanlarından kaybolup gitmiş olacaktır. |
|
|
|
|
|
|
54. |
Gerçekte Rabbiniz gökleri ve yeri altı
gün içinde yaratan sonra Arş üzerinde hükümran olan Allah'tır,
geceyi gündüze bürür; o onu kışkırtarak takip eder.
Güneş, ay ve yıldızlar O'nun emrine baş eğmiştir.
İyi bilin ki, yaratmak da emretmek de O'na aittir. Ne ulu, o
alemlerin Rabbi olan Allah! |
|
|
|
|
|
|
55. |
Rabbinize yalvara yalvara ve için için
dua edin! Gerçek şu ki, Allah sınırı aşanları
sevmez. |
|
|
|
|
|
|
56. |
Yeryüzünde, düzeni kurulduktan sonra,
bozgunculuk yapmayın ve O'na korku ve ümit ile kulluk edin! Şüphe
yok ki, Allah'ın rahmeti, iyilik yapanlara yakındır. |
|
|
|
|
|
|
57. |
O, rahmetinin önünde rüzgarları
müjdeci olarak yollayan Allah'tır. Nihayet onlar, yağmur
yüklü ağır ağır bulutları hafif birşey
gibi kaldırıp yüklendiklerinde, bakarsın Biz onları
ölü bir memlekete gönderip oraya su indirmiş ve orada her türlüsünden
ürün çıkarmışızdır. İşte ölüleri
de böyle çıkaracağız. Gerek ki düşünüp ibret alasınız. |
|
|
|
|
|
|
58. |
Güzel memleketin bitkisi, Rabbinin
izniyle çıkar. Kötüsünün ise çıkmaz, çıkan da birşeye
yaramaz. Biz, şükreden bir topluluğa ayetlerimizi böyle
türlü şekillerle açıklıyoruz. |
|
|
|
|
|
|
59. |
Andolsun ki, Nuh'u kavmine peygamber
olarak gönderdik. O da varıp: "Ey kavmim, Allah'a kulluk
edin, O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Gerçekten
ben, üzerinize büyük bir günün azabının inmesinden korkuyorum."
dedi. |
|
|
|
|
|
| 60. |
Kavminden cumhur cemaat =ileri gelenler:
"Şüphesiz ki, biz seni açık bir sapıklık
içinde görüyoruz." dediler. |
|
|
|