Bismillahirrahmanirrahim
quran4theworld
Surah List
Translation of the Holy Qur-an in TURKISH Language

7. Surah Al-A'raf (Araf)


1-30 | 31-60 | 61-90 | 91-120 | 121-150 | 151-180 | 181-206

91. Derken onları o dehşetli sarsıntı yakalayıverdi ve hemen yurtlarında çökekaldılar
92. Şuayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç safa sürmemiş gibi oldular. Asıl zarara düşenler, Şuayb'ı yalanlayanlar olmuşlardı.
93. Şuayb onlardan öteye döndü ve: "Ey kavmim, Allah biliyor ki, size Rabbimin mesajlarını ilettim, size öğüt de verdim; şimdi kafir kavme nasıl acırım?" dedi.
94. Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek önce halkını sıkıntı ve darlıkla sıkmışızdır ki, yalvarıp yakarsınlar.
95. Sonra da kötülük yerine güzellik getirmişizdir. Nihayet çoğalmışlar ve: "Doğrusu atalarımızın sıkıntılı halleri de neşeli zamanları da olmuştu." demişlerdi. O zaman Biz de kendilerini -hatırlarından geçmezken- ansızın tutmuş bastırıvermiştik.
96. Oysa o ülkelerin halkı iman edip Allah'tan korksaydılar, elbette üzerlerine yerden ve gökten bereketler açardık. Fakat yalanladılar, biz de kendilerini kazandıklarıyla yakalayıverdik.
97. Şimdi şu köy-kasaba halkı geceleyi uyurlarken, kendilerine azabımızın baskın halinde gelmeyeceğinden emin miydiler?
98. Yine o köy-kasaba halkı, kuşluk vakti oynayıp eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelivermeyeceğinden emin miydiler?
99. Yoksa Allah'ın azabından emin mi oldular? Ancak, kendilerine yazık eden topluluktan başkası Allah'ın azabından emin olmaz!
100. Eski sahiplerinden sonra bu toprağa varis olanlara hala şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer dilemiş olsaydık onların da günahlarını başlarına çarpardık! Kalplerinin üzerini mühürleriz de onlar gerçeği işitmezler.
101. İşte o ülkeler -ki, sana bunların başlarına gelenlerden bazılarını naklediyoruz- andolsun ki, onlara peygamberleri açık deliller ile geldiler. Daha önce inkar etmeyi adet edindikleri için, iman etmek istemediler. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler!
102. Çoğunda verdikleri söze bağlılık görmedik. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış fasıklar gördük.
103. Sonra onların arkasından Musa'yı ayetlerimizle, Firavun ve topluluğuna gönderdik. Tuttular o ayetlere karşı çıkarak zulmettiler. Artık bir bak o bozguncuların sonu ne oldu?
104. Musa: "Ey Firavun, ben alemlerin Rabbi tarafından bir peygamberim.
105. Allah'a karşı birinci görevim, gerçekten başka birşey söylememektir. Gerçekten ben size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrail oğullarını benimle beraber gönder." dedi.
106. Firavun: "Eğer bir delil ile geldinse, getir onu bakalım, doğru söyleyenlerden isen!" dedi.
107. Bunun üzerine asasını bırakıverdi. Bir de ne görsün; koskoca bir ejderha kesiliverdi.
108. Elini sıyırıp çıkardı, ne baksın; o seyredenlere ışık saçan bembeyaz bir el!
109. Firavun'un kavminden ileri gelenler: "Şüphesiz bu çok bilgili bir sihirbaz!
110. Sizi yerinizden çıkarmak istiyor. O halde ne emredersiniz?" dedi.
111. Onlar: "Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere de toplayıcılar gönder,
112. Usta sihirbazların hepsini sana getirsinler." dediler.
113. Bütün sihirbazlar Firavun'a geldiler: "Galip gelirsek elbette bize mükafat var değil mi?" dediler.
114. "Evet, o zaman siz elbette gözdelerden olacaksınız." dedi.
115. Ey Musa, önce sen mi hünerini ortaya atacaksın, yoksa biz mi?" dediler.
116. "Siz atın." dedi. Atacaklarını atınca halkın gözlerini büyülediler ve onları dehşete düşürdüler. Kısacası büyük bir sihir gösterdiler.
117. Biz de Musa'ya: "Asanı bırakıver!" diye vahyettik. Bir de baktılar ki, o onların bütün uydurduklarını yalayıp yutuyor!
118. Artık gerçek ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları hiçe gitti.
119. Artık orada yenilmişlerdi ve küçük düşmüşlerdi.
120. Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar.

1-30 | 31-60 | 61-90 | 91-120 | 121-150 | 151-180 | 181-206
Powered by: