|
|
|
|
|
|
91. |
Allah ve Resulü için öğüt verdikleri
takdirde güçsüzlere, hastalara ve savaş uğrunda harcayacak
birşey bulamayanlara bir günah yoktur. İyi davrananları
sorumlu tutmanın bir yolu olmadığı gibi. Allah,
bağışlayan, merhamet edendir. |
|
|
|
|
|
|
92. |
Bir de kendilerini bindirip savaşa
sevketmen için her ne zaman sana geldilerse, "sizi bindirecek
bir araç bulamıyorum." dediğin için bu uğursa
harcayacak birşey bulamamaları sebebiyle üzüntülerinden
gözleri yaş döke döke dönenlere de bir günah yoktur. |
|
|
|
|
|
|
93. |
Asıl cezalandırma yolu zengin
oldukları halde kalmak için senden izin isteyenleredir. Onlar,
geride kalan kadınlarla beraber olmayı tercih ettiler. Allah
da kalplerini mühürledi; artık başlarına geleceği
bilmezler. |
|
|
|
|
|
|
94. |
Yanlarına döndüğünüzde size
özür beyan edecekler. De ki: "Özür beyan etmeyin, asla size inanmayacağız!
Doğrusu Allah bize durumunuzdan birçok haberler verdi; bundan
böyle de Allah ve Resulü yaptıklarınızı görecektir;
sonra hepiniz gizliyi aşikarı bilen Allah'ın huzuruna
götürüleceksiniz. O vakit O, size neler yaptığınızı
haber verecektir. |
|
|
|
|
|
|
95. |
Yanlarına döndüğünüz zaman,
kendilerinden yüz çeviresiniz diye, Allah'a yemin edecekler. Siz de
onlardan yüz çeviriniz; çünkü onlar murdar kimselerdir, kazandıklarının
cezası olarak varacakları yer de cehennemdir. |
|
|
|
|
|
| 96. |
Kendilerinden razı olasınız
diye size yemin ederler; ama siz onlardan razı olsanız bile,
muhakkak Allah, fasıklar topluluğundan razı olmaz. |
|
|
|
|
|
|
97. |
Bedeviler küfür ve nifak bakımından
daha beterdirler; bununla beraber Allah'ın Resulüne indirdiği
hükümlerin sınırlarını bilmemeye daha layıktırlar;
Allah, bilendir, hikmet sahibidir. |
|
|
|
|
|
|
98. |
Bedevilerden kimi de vardır ki,
verdiğini angarya sayar ve size zamanın türlü türlü belalarını
gözetir. O kötü devir kendi başlarına olsun! Allah, herşeyi
işiten, herşeyi bilendir. |
|
|
|
|
|
| 99. |
Yine bedevilerden öyleleri vardır
ki, Allah'a ve ahiret gününe inanır; harcadığını
Allah katında yakınlarına ve Peygamberin dualarına
vesile sayar; gerçekten bu, onlar için bir yakınlıktır.
İleride Allah, onları rahmeti içine koyacaktır; çünkü
Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir. |
|
|
|
|
|
| 100. |
Muhacirlerle Ensardan Sabikun-i evvelin
=İslam'da ilk grubu oluşturanlar ve iyi amellerle onların
ardınca gidenler, işte Allah onlardan razı oldu, onlar
da Allah'tan razı oldular ve onlara altlarından ırmaklar
akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar.
İşte büyük kurtuluş budur. |
|
|
|
|
|
|
101. |
Hem çevrenizdeki bedevilerden münafıklar
var, hem de Medine halkından münafıklığa çalışanlar
var. Sen onları bilmezsin, Biz biliriz. Biz, onları iki
kere azaba uğratacağız. Sonra da büyük bir azaba itilecekler. |
|
|
|
|
|
| 102. |
Diğer bir kısmı ise
suçlarını itiraf ettiler ve iyi bir ameli kötüsüyle karıştırdılar.
Umulur ki, Allah tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayan,
çok merhamet edendir. |
|
|
|
|
|
| 103. |
Bunların mallarından bir
sadaka al ki, onunla kendilerini hem temizler, hem de arındırırsın.
Bir de haklarında dua ediver. Çünkü senin duan onların kalplerini
yatıştırır. Allah işitendir, bilendir. |
|
|
|
|
|
|
104. |
Bilmediler mi ki, ancak Allah kullarının
tevbesini kabul eder ve sadakalarını da alır. Ve gerçekten
Allah'tır tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhamet eden. |
|
|
|
|
|
|
105. |
Ve de ki: "Çalışın!
Çünkü yaptıklarınızı hem Allah görecek, hem Resulü,
hem de mü'minler; ve hepiniz mutlaka o gizli ve açığı
bilen Allah'ın huzuruna götürüleceksiniz; o zaman O, size neler
yaptığınızı haber verecek." |
|
|
|
|
|
| 106. |
Diğer bir kısmı da Allah'ın
iradesine bırakılmışlardır; ya onlara azap
eder veya tevbelerini kabul buyurur. Allah, herşeyi bilendir,
hikmet sahibidir. |
|
|
|
|
|
| 107. |
Bir de inadına zarar vermek, kafirlik
etmek, mü'minlerin arasına tefrika sokmak ve daha önce Allah
ve peygamberine karşı savaş açan bir herife pusu, gözcülük
yapıvermek için tuttular bir mescit yaptılar. Bununla beraber,
"İyi niyetten başka bir maksadımız yoktur!"
diye yemin edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı
olduklarına Allah şahittir. |
|
|
|
|
|
| 108. |
Onun için kesinlikle orada namaza durma!
Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit, içinde namaz kılmana
elbette daha layıktır. Onun içerisinde tertemiz olmayı
seven kimseler vardır. Allah da çokça temizlenenleri sever. |
|
|
|
|
|
| 109. |
O halde binasını, Allah korkusu
ve Allah rızası üzerine kumuş olan mı daha hayırlıdır,
yoksa binasını sel bıçığında sarkan
bir yar kenarına kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan
mı? Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez! |
|
|
|
|
|
| 110. |
Onların kurmuş oldukları
yapıları, kalpleri parçalanıncaya kadar, kalplerinde
bir nifak düğümü olup kalacaktır. Allah, bilendir, hikmet
sahibidir. |
|
|
|
|
|
| 111. |
Allah mü'minlerden canlarını
ve mallarını, cennet kesinlikle kendilerinin olması
pahasına satınaldı. Allah yolunda çarpışacaklar
da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu Tevrat'ta da, İncil'de
de, Kur'an'da da Allah'ın söz verdiği bir vaaddir. Allah'tan
ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız
bu alışverişten dolayı size müjdeler olsun! Ve
işte o büyük kurtuluş budur. |
|
|
|
|
|
| 112. |
O tevbe edenler, o ibadet edenler,
o hamdedenler, o oruç tutanlar, o rukua varanlar, o secdeye kapananlar,
o iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın
koyduğu sınırı koruyanlar... Müjdele o mü'minleri! |
|
|
|
|
|
| 113. |
Ne peygambere, ne iman edenler, akraba
bile olsalar, cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra
müşrikler için af dilemek olmaz. |
|
|
|
|
|
| 114. |
İbrahim'in babası hakkındaki
af dilemesi de sadece ona vermiş olduğu bir sözden dolayı
idi. Böyle iken onun bir Allah düşmanı olduğu ona belli
olunca, ondan ilgisini kesti. Gerçekten İbrahim, çok bağrı
yanık, çok halim idi. |
|
|
|
|
|
| 115. |
Allah bir kavmi hidayete erdirdikten
sonra nelerden sakınacaklarını kendilerine açıklamadıkça
onları sapıklığa düşürme ihtimali yoktur.
Şüphesiz Allah herşeyi bilendir. |
|
|
|
|
|
| 116. |
Muhakkak ki, göklerin ve yerin mülkü
Allah'ındır. Diriltir de öldürür de. Size O'ndan başka
ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. |
|
|
|
|
|
| 117. |
Andolsun ki, Allah yine peygambere
ve o güçlük anında ona uyan muhacirlerle Ensara; içlerinden bir
kısmının kalpleri az kalsın eğilecek gibi
olmuşken sonra kendilerine tevbelerinin kabulüyle iltifat buyurdu.
Gerçekten O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir. |
|
|
|
|
|
| 118. |
Geri bırakılmış
o üç kişiye de...; nihayet o derece bunalmışlardı
ki, yeryüzü bütün genişliğiyle başlarına dar geldi,
vicdanları da kendilerini sıktı ve Allah'tan yine Allah'a
sığınmaktan başka çare olmadığını
anladılar. Evet tam o zaman tevbelerinin kabulü ile tekrar iltifat
buyurdu ki, o tevbekarlar arasına girsinler. Şüphesiz ki
Allah, ancak O, tevbeleri çokça kabul eder, çok merhamet eder. |
|
|
|
|
|
| 119. |
Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve
doğrularla beraber olun! |
|
|
|
|
|
| 120. |
Ne Medine halkının ne de
etrafındaki bedevilerin Resulullah'tan geride kalmaları
ve kendilerini tercih edip ondan yüz çevirmeleri yakışmaz.
Çünkü onların Allah yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir
çalık ve kafirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları
ve düşman karşısında elde ettikleri hiçbir başarı
yoktur ki, karşılığında kendilerine güzel
bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah iyilerin
mükafatını zayi etmez. |
|
|
|